Vatandaşlar, bu gecikmenin artık kabul edilemez bir boyuta ulaştığını vurgularken, yetkililere “Yeter artık!” çağrısında bulunuyor.
İstanbul için Ayasofya ne ifade ediyorsa, Niğde için de Sungurbey Camii aynı öneme sahip. Ancak bu tarihî cami, ezandan ve cemaatten mahrum bırakılmış durumda. Etrafında bulunan, geçmişte yangınla yıkılan çifte minarelerinden biri, tahrip olmuş şadırvanı ve bugün Kent Müzesi olarak hizmet veren Bedesten binasıyla bir külliye özelliği taşıyan yapı, ne yazık ki kaderine terk edilmiş gibi görünüyor.

SÖZLER VERİLDİ, YILLAR GEÇTİ, HÂLÂ SONUÇ YOK
2003 yılında dönemin İl Müftüsü Yüksel Kaymak, cami kürsüsünden ikinci minarenin yeniden yapılacağı müjdesini vermişti. Ardından Kültür Bakanlığı’ndan bu yönde söz alındı, dönemin siyasilerinin girişimleriyle projeye dahil edilmeye çalışıldı. Ancak aradan geçen yıllara rağmen ikinci minare hâlâ yerinde yok.

TARİHE SAHİP ÇIKIN, VEBAL ALTINDA KALMAYIN
Sadece Sungurbey Camii değil; Niğde’nin merkezindeki birçok proje—Kale, Akmedrese, Eski Sanayi Alanı, Valilik Binası ve Vakıflar İş Hanı’nın akıbeti de belirsizliğini koruyor. Kent meydanında toprak zemin üzerinde faaliyet gösteren kayıt dışı otopark ise hem görüntü kirliliğine hem de trafik karmaşasına yol açıyor.

Vatandaşların tepkisi net: “Eğer bu projeleri bitiremeyecekseniz, Niğdelilerden özür dileyin ve sebeplerini kamuoyuna açıklayın.” Sungurbey Camii’nin ikinci minaresinin yapılması, sadece bir ibadethaneye değil, bir medeniyete sahip çıkmak anlamına geliyor. Yetkililere çağrımızdır: Yol yakınken bu yanlıştan dönün, Niğde’nin Ayasofya’sı olan bu kıymetli eseri ayağa kaldırın!